Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

AsrA

 

Abartılmış Sevdalar...

bazen öyle bir an gelir ki
abartılmış sevdanızın
gerçekle yüzleşmesini yaşarsınız
sizi çok sevdiğini sandığınız ses
geçiştirmek için bir seni seviyorum kondurur
yüreciğinize
en kimsesiz en ilgiye aç halinizde

halbuki içten bir canım
kaç seni seviyorum eder değil mi
yalnız hissedersiniz kendinizi
sığınmaK istersiniz delice
sarılmak ağlamak sonra da gülmek
ışık açıktır ama etraf karanlık gelir
yazdır ama nedense soğuktur
hava durumu bozuktur gönül yaylarında
kar yağar abartılmış sevgilerinize birden
kim seviyor ulan bu dünyada beni gerçekten
diye haykırmak ister yürek değil mi
Annem dersiniz buruk sesinizle
ama yok o da nafile
zaten o sayılmaz ki

işte bazen böle gelir
bazen düzelir ama
kanarsınız yine abartılmış sevgilerinize
kimsesizliğin hikayesidir işte bu
yanlış bir yerdeyim dedirtten hikaye
herkes bilir herkes yaşar bu hikayeyi
tıpkı benim şu an yaşadığım gibi
insanoğlu olmaktan gelir
bu hikaye
en az abartılmış sevgileriniz kadar
abartılmıştır
biraz eksik çoğu fazla !
Etiket :
asra
30 Temmuz 2007
19:45
Yorumlar :0
 
 
 
 

birkez daha hayran oldum CONVERSE...

 'Bu bez parçasının nesine bu kadar para verdin'le küçümseniyordu Converse misal...
Ben o 'bez parçasının' klasik tavrına, yıllara meydan okuyan şuurlu yapısına, kendini bozmamasına para vermeyi sürdürdüm...
Yürüdüm, koştum, top oynadım, düştüm, kalktım, ağaca çıktım, konsere gittim Converselerimle...
Eskidikçe, kirlendikçe güzelleşiyordu...
Epey oldu kendisiyle ayrı düşeli...
Bembeyaz bir Converse bulmanın imkansız olduğu şu günlerde, arkadaşımın aldığı Converse'in ardından kalan kutuyu karıştırıyordum ki, kullanma kılavuzunu okumaya başladım...

Converse'in 'işine gelirse birader' aymazlığına hayran oldum bir kez daha...
İşte kılavuzdan bazı bölümler:

* Sıkan, acıtan, vuran ürünleri satın almayınız. Unutmayın, bir Converse sadece ayağınızı sıkabilir, canınızı sıkan mutlaka başka bir şeydir.
(Peki tatlım, kızma sen n'olur...)

* Kullanılmış ürünlerin değiştirilmeyeceğini unutmayınız. Sonuçta kendini kullanılmış hisseden bir ayakkabıyla kimse dolaşmak istemez...
(Hep derdim Converse'in bir ruhu var diye... İşte bu...)

* Romantik olacağım diye deniz kenarındaki yürüyüşlerinizi Converse'lerinizle yapmak renk solmasına neden olur...
(Ay sen pek bir nazlı olmuşsun be!..)

* Ürün fonksiyonu ve üretim amacı dışında kullanılmamalıdır. Converse'i yolda yürüyesiniz diye ürettik, spor yapasınız diye değil.
(Ama ben top oynadığımı bilirim bu ayakkabıyla... Ne yani üzerime doğru bir top geliyorsa ve uzaktan topu kaçmış çocuklar 'abLA topu at' diyorsa, vuramaz mıyım topa?.. Hadi canım, bu kadar da hassas olma...)

* Yürürken düşmemeye, çarpmamaya dikkat ediniz. Alkollüyken giymeyiniz, ayrıca arka topuk kısımlarına basmayınız.
(Yürürken kim düşmek ister?.. Hepimiz dikkatliyiz bu konuda emin ol... Ama 'dur bira içmeden önce çıkarayım şunları' da olmaz ki... Ne oldu sana balım, sen böyle değildin... Hem bu topuğuna basmayınız, sadece Türkiye'de satılan ürünlerin kılavuzunda yazıyor sanırım...)

* İçi astarlı astarlı ve astarsız ayakkabılar hakiki deriden imal edildiği için sağlığınız bozabilecek kimyasal katkılar içermez. Yine de yenmemesi tavsiye olunur.
(Bu ne be?.. Ye ama, yemesen daha iyi olur da nedir?.. Kıtlık anında falan, çok zor durumdaysak hani yiyebiliyor muyuz?..)

Etiket :
asra
14 Temmuz 2007
13:12
Yorumlar :0
 
 
 
 

seni bir parça sevmese bile....

 

kaçıyor;
Sen ardından gitmiyorsan;

O günün her saatinde saklanıyor,
Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

O sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

Boşuna aldatma kendini,
Onu sevmiyorsun demektir.

Elindeki içki kadehinde,
Dudağındaki sigarada ,
Okuduğun kitapta,
Mırıldandığın şarkıda,
Söylediğin şiirde,
Gördüğün rüyada
Ve yaşaman icin
Ciğerlerine doldurduğun havada
O yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Renkler onunla değerlenmiyorsa,
Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının,
Mavi maviliğinin farkında değilse,
Beyaz yalnız o giydiği zaman
Güzelliğini haykırmıyorsa,
Sabahları onu görünceye kadar
Güneş doğmuyorsa
Ve onsuz gökyüzü geceleri
Aya, yıldızlara hasret değilse
Onu sevmiyorsun demektir.

Sokakta gördüğün her yüzde
Ondan birşeyler aramıyorsan,
Güzel bir manzara,
Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
Uykudan uyandığın zaman
Yaşamakta olduğundan önce
Onu hatırlamıyorsan,
Omuzlarına dökülmüş saçları,
Bir sis perdesinin ardında
Her zaman gülen,
Işık sacan gözleri
Aklına gelmiyorsa,
Durup durup avuçlarının
Sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Dünyada yaşıyan öteki insanların
Senin için hâlâ bir değeri varsa ,
Ona karşı tutumunu
Toplumun köhne ve manasız
Kurallarına göre ayarlıyorsan
Ve açık açık
Sanki var olduğunu haykırırcasına
Sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Yok o senin icin
Herşeyden değerliyse,
Gözünü yumduğun anda
Onu görebiliyorsan,
O bütün şarkılarda,
Bütün şiirlerde,
Bütün resimlerde ise,
Ona muhtaç olduğunu
Söylemekten utanmıyorsan,
Senin içten ve büyük sevgine
Karşılık vermiyeceğinden
Korkmuyorsan,
Bütün bencil duygularından
Sıyrılabilmişsen
Onun için herşeyi,
Ama herşeyi yapacak gücü
Kendinde buluyorsan,
Her hali sana
Ayrı ayrı güzel geliyorsa,
Karşıisında kendini
Bir çocuk gibi hissediyorsan,
İstediği anda onun için
Ölebileceksen,
Onun için yaşıyorsan
Ve yine onun için
Bildiğin bilmediğin
Bütün düşmanlıklara
Karşı koyabileceksen,
O her geçen dakika
Sende biraz daha büyüyorsa
Ve kendi kendine bile
Çok sevdiğini bütün
Samimiyetinle,
İnanmışlığınla
İtiraf edebiliyorsan,
Bir gün o seni hiç,
Ama hic sevmediğini söylese bile ,
Senin sevginde azalma olmayacaksa
Ve ölünceye kadar onu aşkların
En olumsuzu ile sevebileceksen;
İşte o zaman
Onu seviyorsun demektir.

O sana sevmeyi,
Gercek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.

O , hiç sen olmasan bile,
Seni bir parça sevmese bile....

Etiket :
asra
12 Temmuz 2007
22:53
Yorumlar :0
 
 
 
 

Oyuncu, gerçek dünyadan bedenini ve tecrübelerini ödünç alandır...

Oyuncu, gerçek dünyadan bedenini ve tecrübelerini ödünç alandır...

"Oyuncu, gerçek dünyadan bedenini ve tecrübelerini ödünç alandır, gerisi ruhunu beden diline teslim etmeye kalır.."

Şu koca dünya sahnesinde, bizlere biçilmiş rolleri oynamak mı doğru, yoksa kendi yazdığımız metinle doğaçlama var olmak mı bu sahnede ...

Ben hep kendini oynamaktan yana oldum , rollerine sabitlenenlerden se uzak durmayı tercih ettim.
Kendi yazdığım metinlerle bazen karaya oturdu bedenim yanlışlarımla,bazende göğe yükseldim bir kuşun kanadında.Ama senaryo benimdi ve pişman
olmak yerine hep şükrettim hayatın öğrettiklerine. Dedim ya senaryo benim olunca ,suçlayacak senaristler yok hayatımda.Yazan Ben, sahneye uyarlayan
Ben, oynayan Ben.Hal böyle olunca alkışlamak veya eleştirmek kararıda hep bana kaldı...

Aslında cesaret ister kendi oyununu oynamak.Önce kendini çok iyi tanımayı vesevmeyi gerektirir, gönlünce ve korkusuzca oynamak için...Eleştirecek kadar kendine güvenmeyi ister... Güç ister yıkıldığın anlarda tekrardan ayağa kalkmak ve yüzleşebilmek için kendinle.Güven ister ,çevrende salt sen
olduğun için Sana dost insanlara dayayabilmek için başını....

Yürek ister ,rollerine sadık diğerlerinin arasında var olabilmek,Onların suçlayacak yönetmenlerine karşı, kendi hayatınızın yönetmenliğini üstlenmek.
Deli bir ruh ister ,çılgın fikirlerini özgürce savunmak için.Ençok da hayatı koşulsuz sevmeyi gerektirir,süresi belli olmayan hayatınızı olabildiğince yaşayabilmek ve keyif almak için....

Rollerinde boğulmuşlar çok oyuncu gördüm şimdiye kadar.Sahne dekorlerında sıkışmış, kostümlerinde başka bir ruha bürünmüş,sahneden inmeye cesareti
olmayan,kaybolmuş deforme beyinler gördüm.Yaşam koşusu içinde ,nice kimliğini kaybetmiş müthiş oyuncular gördüm....

Ben ,senaryosunu kendi yazanı tercih ediyorum.Sahne aralarında ,senaryosuna sadıklarla sohbet etmekde zevk vermiyor bana,çerçevelenmiş beyinler
doyurmuyor ki beni...

Yaşamak, her anını hissedebilmekdir.Hiçbirimiz bilemeyiz ki 1 adım sonramızın ne olduğunu.Belki eşsiz bir koya bağlanacak içinde olduğumuz
sarp virajlı yol, belki de bir limana demirleyecek sakin ve huzurlu, belki de günlerce kürek çekmeyi gerektirecek batan gemiden kurtarabildiğimiz
sandal içinde .Belirlenmiş senaryolarda sürdürmek hayatı, farketmemeyi gerektirir yaşamı.Yaşamsa , farketmeden kaybedebileceğimiz müthiş sürprizlerle sarar hayatımızı....

Farkedebilen gülerek karşılar hayatının sonunu,
farkedemeyenlerse şaşkın varır yolun sonuna geç öğrenmenin pişmanlıklarıyla.Hayat pişmanlıklarla kaybedilmeyecek kadar kısa...Nekadar
mutlu yaşayacağımızın kararı ise ellerimizde tuttuğumuz kalemlerimizde...Ben hayattan gerçek keyfi almaya ,kendi senaryomla ulaştım....

Yazan Ben, Sahneye uyarlayan Ben , Oynayan Ben
Etiket :
asra
11 Temmuz 2007
23:44
Yorumlar :0
 
 
 
 

444 lü hatlardan seçmeler:)

Merhaba ben Serkan nasil yardimci olabilirim?
- Benim telefonda bi problem var bankomatta islem yapamadim
- Peki ilk once telefonunuzun ''menu" tusuna sonra da ''5'' tusuna basin...
- Evet... Tamam...
- Ekranda ne var simdi?
- Show tv... - ???
-----------------------------------------------------
-Iyi gunler kredi karti basvurunuz icin aramistim sizi...
- Tabi buyrun..
- Mesleginiz nedir acaba?
- Hayat kadini...
- ... Ozel sektor yaziyorum ben...
- O da olur!...
-----------------------------------------------------
Kadin : Merhaba ben kredi kartinizla kopek almistim...
Yetkili: Evet efendim?...
Kadin : Bu kopegin kulaklari duymuyor. Acaba sigorta kapsamina giriyor mu?
Yetkili: Ben bi ustume danisayim !!!?!!...
-----------------------------------------------------
İyi gunler, nasil yardimci olabilirim?
- Para cekemiyorum ben...
- Sifrenizi yanlis giriyormussunuz Ahmet bey!...
- Sifre mi? Benim sifrem hep aynidir, Istanbul'un kurtulusu...
- Lutfen, bana sifreyi soylemeyin efendim.
- Hah, tamam hatirladim, 1956!!!
- Efendim o Istanbul'un kurtulusu degil ama...
- Yaaaa!... Kacti Istanbul'un kurtulusu?
- Efendim ben malesef soyleyemem bunu size.
- Niye sen de mi bilmiyosun?...
- Biliyorum, ama guvenlik acisindan benim sifreyi bilmemem gerekiyor.
- Ben sana sifreyi sormuyorum ki!... Istanbul'un kurtulusunu soruyorum.
- Evet, ama... ???!!!
-----------------------------------------------------
- Su an bankanizin ATM'sinden maasimi cekemiyorum.
- Uzgunuz efendim gecici bir hatadan oturu su an tum sistemlerimiz off'tadir.
(Bir saat kadar sonra yine arar)
- Ben su an Of'dayim ve hala parami cekemiyorum...
-----------------------------------------------------
-Guvenliginiz icin bir kac soru sormam gerekiyor.
-Dogum yeriniz?
- Erzurum...
- Dogum tarihiniz?
- 23 Ocak 1957
- Annenizin evlenmeden onceki soyadi?
- Anami karistirma bu ise

Etiket :
asra
11 Temmuz 2007
17:19
Yorumlar :1
 
 
 
 

dolmuşta yaşanan ilginç olaylar...


efsane odur ki son derece tikky bi ablamiz yanindaki süs köpeklerini kastederek sorar;
- pardooaan, memislerimle binebiliyo muyuuam?
soför amcadan cevap;
- binersin tabi abla, biz sikimizi tasagimizi asagida birakip mi biniyoz?
++++++++++++++++
sevgili bir bayan arkadasimiz minibüstedir ve marks and spencer in orada inmek istedigini söyler minibüs söförü bayana dönerek sorar "hangisiyle çikiyorsun"
bayan:"nasil yani"
"markla mi spencerla mi"
bayan:????????
+++++++++++ -soför bey isiklarda indirir misiniz?
-niye hanimefendi, karanliktan mi korkuyorsunuz?
+++++++++++++++++ kizilay - öveçler dolmusuna binen arkadasim, evine gitmektedir. dolmusta, soförün tam arkasindaki koltukta oturan bizim eleman disinda hiç kimse kalmamistir ve zayif sayilabilecek arkadasim, dolmusçu tarafindan görülememektedir. dolmusçu, içeriyi dikiz aynasiyla söyle bir süzer, yalniz olduguna kanaat getirir ve ardindan "potpori potpori potpori" efektiyle (arkadasin benzetmesi) siddetli bir sekilde poposunun sag lobunun üzerine kalkarak osurur. bu sirada olayin sokunu yasamakta olan arkadasi dikiz aynasindan fark eden dolmusçunun verdigi tepki, gerçekten efsanevidir.
- kussura kalma yigenim, ben seni göremediydim. "kafana" fönü çektik ama, artik mazur görecen.. sigara?
++++++++++++ dolmus sahlanmis giderken trafigin sikismak üzere olup da sikismadigi bir anda yasli bir teyze kendini yola atar ve karsiya geçmeye çalisir. soför sinirden köpürür, dolmusun kendi yanindaki kapisini açip asagi dogru egilerek söyle seslenir:
- naaabiyon teyzaaanim, bu bey amcaya benzemez, altina aldimiydi öldürür!!!!
++++++++++++++++++ çocuk yaramazlik yapar, annenin elinden bisey gelmez,sonunda söförü isare ederek, anne-uslu durmazsan söför amcaya söylerim döver seni, döversin dimi amcasi ?
söför-ne demek abla,anasini bile s.kerim.
+++++++++++++++++++ muhtemelen sira kapma yarisina girdigi için hayatinin tek amacini balgat - ulus arasini 10 dakikada almak olarak belirlemis dolmus soförüne yavasça egilen ayaktaki bir yolcu "abi ulusa mi gidiyoruz yoksa ecele mi?" diye sormus, dolmus soförü hariç herkesi yarmistir.
+++++++++++++++++ minibüsü durduran adam: yeniköy'den geçiyormuyuz?
soför: yok birader istinye'de saga çekip içiyoruz
Etiket :
asra
11 Temmuz 2007
17:18
Yorumlar :0
 
 
 
 

HER ZAMAN DOĞRU DEĞİLDİR SEÇİMLERİM!!

Tutamayacagım sözler vermem.
Adımlarımda 'kim ne der' diye düşünmem.
Basit kişilerle polemige girmem.
Dünyada kimse üzülsün istemem.
Bazı şeyleri asla affedemem.
Geçmişime takılıp dert etmem.
Yaşanmışlıkları kolay silemem.
Acıyı tanıdıgım için kimseye çektirmem.
Cesaretsizligi 'gurur'la örtmem.
Yalan ve taktiklerle ugraşmayın,yemem!
Dostlarıma laf ettirmem.
Tutkularım var, vazgeçemem!
Gidiosa eğer, çok özlesem bile dön demem.
Artk kimseye kolay kolay güvenemem, bi daha güvenmedikçe sevemem.
Bazen çok severim ama söylemem!
Agır geliosa bunlar; firar serbest, üstelemem.
Gidene kal kalana git demem.
Dün canım olan yarın düşmanım olmaz benim!
Yaşananların hatırası hep saklı kalır, hatırları hep sorulur, selamları hep alınır...
Sildikleirm vardır bir de!
Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır... adları anılmaz, hatırları sorulmaz, sadece beddualarımdır.
Vicdanla birlikte şeref ararım ben sewdikleirmde!
Her zaman doğuru değildir elbet seçimlerim, zaman gelir şerefsizleride sewerim!!!
Beni kaybetmeyi seçeni, ben kazanmak için uğraşmam !!!
Etiket :
asra
11 Temmuz 2007
15:00
Yorumlar :2